EDY

Edebiyat Dergisi
Yayınları

N. Pakdil
♦ Kitaplarımız
Baskısı Bulunanlar
Baskısı Tükenenler
♦ Nuri Pakdil
Nuri Pakdil
Bir Biyografi Denemesi
♦ Edebiyat Dergisi
Edebiyat Dergisi
Dergi Sayfalarından
Dizin (1969-1984)
♦ Edebiyat Dergisi Yayınları
E.D.Y. Hakkında
E.D.Y. Kataloğu
Tüm Kitaplar
♦ Değiniler/Seçilenler
Değiniler
Seçilenler
♦ Satış Noktaları
Kitapçılar
Online Satıcılar
♦ İletişim
İletişim Bilgileri
İletişim Formu
♦ Mesaj Panosu
Mesajları Oku-Oyla
Mesajını Ekle
 
İçerik Sorumlusu
İdris HAMZA
Internet İlk Yayım Tarihi
3 Kasım 2002
 
Kalem, benim Kale'm! (Edebiyat Kulesi, s. 77)

Değiniler

94 Kişi Online
13 Aralık 2017 Çarşamba 14:56:49

 

İnancının Militanı Bir Yazar: Pakdil

Şaban Abak

12110. Gösterim
Selam Gazetesi, 11 Mayıs 1997

Nuri Pakdil’in iki yeni kitabı; Derviş Hüneri ve Batı Notları, faaliyetine yeniden başlayan Edebiyat Dergisi Yayınları’nca yayımlandı.

Derviş Hüneri, ilk kez yayımlanıyor olsa da yazılış itibariyle eski; 1983 yılına ait bir eser. Kitap 26 Temmuz 1983 ile 30 Aralık 1983 tarihleri arasında ve çoğu İstanbul’da yazılmış Pakdil’in günlüklerinden oluşuyor. Derviş Hüneri, yazarın ilk basımı 1984’te yapılan ve yine 1 Temmuz 1982 ile 25 Temmuz 1983 tarihleri arasında yazılmış günlüklerinden oluşan Edebiyat Kulesi adını verdiği kitabının da kronolojik olarak devamını teşkil ediyor.

Nuri Pakdil, günlüklerinde fert olarak Müslümanın özellikle bir sanatçı, bir yazar olarak Müslüman’ın, inancımıza ve onunla beslenip şekillenmiş medeniyetimize ve elbet bunların her cinsten düşmanlarına karşı sürekli bir duyarlılık ve bilinçlilik durumu içinde olması gereğini vurgular.

“Başkan Abdulhamid”

Erenköy’de Telli Kavak Sokağı’nda oturduğu sırada yazılan günlüklerde bu vurgu, İstanbul dolayımıyla, medeniyetimizin başkentinin adım başı sunduğu uyarı mesajları ile ifade edilir. Divanyolu’ndan geçerken “Başkan Abdülhamid” (sf.25), Eminönü’ne doğru yürürken “Bahçekapı komutanlarından Mehmed Geylânî ile Ali Geylânî” (sf.23) hatırlanmalı ve ziyaret edilmelidirler.

Bir yanıyla Viyana’ya öbür yanıyla Bağdat’a bakan İstanbul (sf.15), bütün bir İslam coğrafyasının da çağrışımlarıyla doludur. Odasının duvarından havadan çekilmiş geniş bir Kudüs posterini eksik etmeyen Pakdil, örneğin sıradan bir günde Feneryolu’nda yürürken, önünde hep Akdeniz’in Filistin kıyılarının (sf.27) göründüğünü söyler. İstanbul’la aynı dili konuşan bir yazar olarak Pakdil, her bir sembolü, remz ve işareti yorumlar, şehrin tek tek taşlarıyla konuşur ve onların sesi olur adeta. Böylesi durumlarda genellikle düzyazının sınırları aşılır, ifadeler birer şiir cümlesine dönüşüverir.

“Yaslandım Üsküdar Alanına. 1453 koluma girdi, vapura bindirdi.

Burun buruna geliyorum Süleymaniye ile -ki Eminönü’nün pazartesi kalabalığı bile ayıramıyor bizi- iskeleden Mısır Çarşısı’na değin derin bir söyleşi.

Taş taşa.” (Derviş Hüneri, sf. 37)

Yazar, “Taş taşa” ifadesine koyduğu “Doğrudur; dizgi, düzelti yanlışı yok: Taş taşa.” dipnotuyla, Süleymaniye ile girdiği sohbetin niteliğine dikkat çeker.

Derviş Hüneri’nde Nuri Pakdil’in İstanbul’dan ayrılışı ve Edebiyat Dergisi’nin yeniden yayına başlaması ile ilgili bölümler ağırlıklı yer alıyor.

Ve, Batı Notları

Batı Notları, Nuri Pakdil’in Paris, Frankfurt, Brüksel ve Roma’ya yaptığı gezinin notlarını içeren ve ilk basımı Edebiyat Dergisi Yayınları’nın birinci yayını olarak 1972’de yapılan ilk kitabıdır. 1980’de ikinci kez basılan kitabın üçüncü baskısı, yeni bir yayın dönemi başlatan Edebiyat Dergisi Yayınları’nın üçüncü kitabı olarak geçtiğimiz günlerde yapıldı.

Batı Notları’nda Pakdil, çağdaş putperestliğe karşı direniş bilinciyle; medeniyetimizin dirilişi bilinciyle aydınlanmış Müslüman bir yazarın bakışıyla Batı’yı, Batı toplumlarını eleştirel bir gözleme ve tahlile tâbi tutar. Sunuşta da belirttiği gibi yalnızca izlenimlerini değil, Batı’nın kendisinde yaptığı çağrışımları da yazmış, bir bakıma Batı dolayımıyla kendini ve kendine ait olanı (Doğu’yu) da anlatmıştır Pakdil.

Batı Notları’nın eski baskısı ile yenisi karşılaştırıldığında kimi küçük eklemeler ve değişikliklerin de yapıldığı fark ediliyor. Bunlar arasında fark edilmesi gerektiğini düşündüğümüz bir değişiklik, 13. bölümde 64. sayfada yer alıyor. Önceki baskıda “Bunu da aştım: Askerleştim” ifadesi yeni baskıda “Bunu da aştım: Militanı oldum inancımın” şeklinde değiştirilerek, askerleşmekten ne anlaşılması gerektiği adeta şerhedilmiştir. Benzer bir genişletme değişikliği de 25. bölümde yapılıyor. “Türkiye’ye dönerken gördüğüm Roma: Put kuyusu.” cümlesi, “Türkiye’ye dönerken dört gün kaldığım Roma: Put kuyusu” şeklinde değiştirilmiş.

Yine 40. sayfada 7. bölümün sonuna önceki baskıda bulunmayan “622: Tarihin şahdamarı” cümlesinin eklenmiş olduğunu görüyoruz. Bunlardan başka düzelti sayılabilecek kimi harf değişiklikleri ve iki cümlenin vurgulu dizilişi de bu farklılıklardan sayılabilir.

17 yıl sonra yeniden basılan Batı Notları, adını duyup da eserlerine ulaşamamış genç okurlara Nuri Pakdil’i yakından tanımaları için bir imkân kabul edilmelidir.

Batı Notları’nın hakettiği ilgiyi görmesiyle, yıllardan beri kitaplarının mevcudu bulunmayan Pakdil’in öteki eserlerinin de okura sunulması sürecinin hızlanmasını umabiliriz.

 

 

TecnoWeb EDY © 2002 - 2016 Hata Bildirin | Yasal Uyarılar | eMail Kayıt | Mobil Cihazda Aç +90 532   291 7896