EDY

Edebiyat Dergisi
Yayınları

N. Pakdil
♦ Kitaplarımız
Baskısı Bulunanlar
Baskısı Tükenenler
♦ Nuri Pakdil
Nuri Pakdil
Bir Biyografi Denemesi
♦ Edebiyat Dergisi
Edebiyat Dergisi
Dergi Sayfalarından
Dizin (1969-1984)
♦ Edebiyat Dergisi Yayınları
E.D.Y. Hakkında
E.D.Y. Kataloğu
Tüm Kitaplar
♦ Değiniler/Seçilenler
Değiniler
Seçilenler
♦ Satış Noktaları
Kitapçılar
Online Satıcılar
♦ İletişim
İletişim Bilgileri
İletişim Formu
♦ Mesaj Panosu
Mesajları Oku-Oyla
Mesajını Ekle
 
İçerik Sorumlusu
İdris HAMZA
Internet İlk Yayım Tarihi
3 Kasım 2002
 
Politikacıların değil, sanatçıların mimarlığı gerekli artık. (Bir Yazarın Notları II, s. 46)

Değiniler

13 Kişi Online
14 Aralık 2017 Perşembe 20:54:34

 

Direniş Şarkıları: Arap Şiiri Güldestesi

N. Ahmet Özalp

4869. Gösterim
Selam Gazetesi, Duruş, 19-25 Temmuz 1998

Üstad Nuri Pakdil’in 20. yüzyıl Arap şiirinin örneklerinden oluşan güldestesinin ikinci basımı nihayet yapıldı. Çok bekledik, hatta bir ara korktuk bile; ama sonunda çıkıp geldi, fırından yeni çıkmış ekmek sıcaklığında. İlk basımı (Ocak 1976) Çağdaş Arap Şiiri adını taşıyor ve tek ciltten oluşuyor. Yeni baskısı (Haziran 1998) iki ciltten oluşuyor ve bu kez “Arap Şiiri” başlığını taşıyor

Yirmiiki yıl aradan sonra gerçekleşen yeni basımda, eskisine oranla önemli farklar görülüyor. Yapıt genişletilmiş, kimi değişiklikler, eklemeler yapılmış. İlk baskıda onbir ülkeden altmışsekiz şairin yetmişdokuz şiiri yeralırken ikinci baskıda ondört ülkeden doksaniki şairin yüzonbeş şiiri bulunuyor. İlk baskıda yeralan şiirler üzerinde yeniden çalışılmış ve kimi değişiklikler yapılmış. Daha önce kaynaklar belirtilmemişken yeni basımda tüm şiirlerin alındığı dergi ve kitaplar ayrı ayrı gösterilmiş.

“xArap Şiiri”, önemli bir yapıt. Hazırlayanından gelen önemi bir yana, daha birçok yönden, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir önem taşıyor.

Her şeyden önce yapıt, bize gerek ülkeler bazında, gerek tümel olarak Arap şiirini yakından görme, tanıma imkanı veriyor. Cezayir’den Filistin’e, Lübnan’dan Gine’ye, Irak’tan Senegal’e, Suriye’den Nijerya’ya tam ondört ülke şiirinin örmeklerini seriyor önümüze. Bu örnekler aracılığıyla hem ülkelerin şiirini, hem de, Arap şirinin genel serüvenini, yüzyıl boyunca geçirdiği değişimleri, yaşadığı oluşumları izleyebiliyoruz.

Ülkelerin şiirleri, aynı zamanda halkların tarihsel serüvenlerini de belgeliyor. Müslüman toplumların son yüzyıllık tarihleri parçalanmalar, yıkımlar ve acılarla dolu. Bu nedenle, doğal olarak, şairlerin çoğu, Üstad’ın deyişiyle, “bir sızıyı, bir sıkıntıyı, bir direnişi” seslendiriyorlar. Okudukça, aynı sızıyı, aynı sıkıntıyı siz de yüreğinizde duyuyor, aynı direncin bilincine varıyorsunuz.

Ülkeden ülkeye, şiirden şiire geçerken bir şeyi daha kavrıyorsunuz: Müslüman ülkelerin aynı tarihsel kaderi, dolayısıyla aynı acıyı paylaştıklarını. Çünkü şiirleri “okudukça, sızının da sıkıntının da direncin de birbirine bağlandığı”, şairlerin “birbirlerinden habersiz, birbirleriyle adeta bütünleştikleri” görülüyor. Bu nedenle “Arap Şiiri”, müslüman ülkelerin görünüşteki parçalanmaya, bölünmeye karşın temeldeki birliğini somut biçimde kavramamızı sağlıyor.

Üstad xPakdil, bir şiirinde, “Bölünemez ortadoğu /sınır /taşlarıyla” diyordu. Bu tarihsel gerçeklik gereği, biz de diğer Müslüman toplumlarla aynı kaderi yaşıyor, aynı acıyı paylaşıyoruz. “Arap Şiiri’, yalnız ne tek tek Müslüman ülkelerin, ne de Arapça konuşan ülkelerin ortak kaderini ve acısını yansıtıyor; bütün bunlarla birlikte, en az onlar kadar bizim de acılarımızı, Üstad’ın deyişiyle “sızı, sıkıntı ve direniş”imizi yansıtıyor. Bu “sızı, sıkıntı ve direniş”i bir olgu, bir yaşantı, bir bilinç biçiminde kazıyor yüreğimize.

Cezayirli şair Raşid Bey, “Yaşamöyküsü” başlıklı şiirinde, şiiri kimi kavramlarla niteliyor. Bunlardan kimileri şunlar. Serüven, cehennem, birsam, hüzün, istek, düş, utanma, kuşku, yoksulluk, mutluluk, siyasal vasiyetname, ulusal özgürlük, gökkuşağı, güneş, parya, gerilla, esriklik.... Bütün bu kavramlar, bir uygarlık bilincinin “varolma” kavgasını; savaşını simgeleyen “direnme”nin yedeğinde, tüm Arap şiirinin ortak temlerini oluşturyor. Zaman zaman acılı, hüzünlü, zaman zaman öfkeli, kavgacı, ama daima umutlu bir söylemle dile getiriliyor bu kavramlar.

Faslı şair Muhammed el-Süleymanî’nin dediği gibi, her çağın bir yüzü vardır. Sonuna yaklaştığımız yüzyılın simgelediği çağın yüzü, Müslüman uluslar için hiç de güzel değil. “xArap Şiiri” güldestesi, Arif Ay’ın tanımlamasıyla bu “direniş çiçekleri”, bizi çağın bu çirkin ve onur kırıcı yüzüyle yüzleştirerek hesaplaşmaya çağırıyor, tıpkı el-Süleymanî gibi:

“KALK AYAĞA TUT GELEN ÇAĞI

ÇOK GEÇ KALMADAN TUT ZAMANI”

 

 

TecnoWeb EDY © 2002 - 2016 Hata Bildirin | Yasal Uyarılar | eMail Kayıt | Mobil Cihazda Aç +90 532   291 7896