EDY

Edebiyat Dergisi
Yayınları

N. Pakdil
♦ Kitaplarımız
Baskısı Bulunanlar
Baskısı Tükenenler
♦ Nuri Pakdil
Nuri Pakdil
Bir Biyografi Denemesi
♦ Edebiyat Dergisi
Edebiyat Dergisi
Dergi Sayfalarından
Dizin (1969-1984)
♦ Edebiyat Dergisi Yayınları
E.D.Y. Hakkında
E.D.Y. Kataloğu
Tüm Kitaplar
♦ Değiniler/Seçilenler
Değiniler
Seçilenler
♦ Satış Noktaları
Kitapçılar
Online Satıcılar
♦ İletişim
İletişim Bilgileri
İletişim Formu
♦ Mesaj Panosu
Mesajları Oku-Oyla
Mesajını Ekle
 
İçerik Sorumlusu
İdris HAMZA
Internet İlk Yayım Tarihi
3 Kasım 2002
 
Hayâline baş konulan büyük sevdadır hayatı yaşanır kılan. (Klas Duruş, s.75)

Değiniler

45 Kişi Online
18 Ekim 2017 Çarşamba 04:44:48

 

Her İnsan Bir İmkândır

Hüseyin Akın

6832. Gösterim
Akit Gazetesi, 4 Nisan 1998

Yapılacak şeyler yapılmalarına imkân kalmayacak şekilde tükenmemiştir henüz.

Ne yapmalıyım diye kendimize tevcih ettiğimiz her soru, halihazırda daha yapılacak çok şeylerin var olduğunun da itirafıdır.

Teorik tıkanıklığın yaşanmadığı hiçbir yerde pratik imkânsızlıktan bahsedilemez.

Bedbinlik, yılgınlık ve çaresizlik, kelimelerin gücüne karşı inanç ve itimadını yitirmiş insanların bir sefaledir.

Onlar kelimelerini saf düzenine sokarak cümle kurmayı başaramadıklarından zihinlerinde avare dolaşan hiçbir sözcüğün ağırlığına dayanmazlar.

Kelimeleri cümleye dönüştürmek, yazmanın eylemsel planda ilk işaretidir.

Kelimeler nasıl olsa bulunur, bütün mesele onları içselleştirerek bir cümlede bulunmaya ikna etmektir.

Edebiyat ve sanat “Ne yapmalıyım?” sorusuna cevap açısından en yakışır olana dair bir zemin arayışıdır.

İçimizde uyuyan yanıtları uyandırır.

Yılgın ve durgun ırmakları ayağa kaldırır.

Her defasında kulağımıza anlamını ileride kavrayacağımız şeyler fısıldar.

Yerimizi, yolumuzu ve yordamımızı gösterir.

Yolunu, yerini ve yordamını bilen, ne yapacağını da bilir.

Çare, insana en yakın duran neyse odur.

Parmakuçlarından gözbebeklerine dek, insan, mümkün olandır.

Evet, insan imkân demektir.

İnsanlığa mezar olacak, içerisinde eğreti bir yaşamı barındıran, eğreti ve devrik cümleleri devirendir o.

Kutlu bir sessizliğin gölgesinde iz sürerek derin haykırışlarla beslenmiş söz ırmağının çağıltısına eşlik eden “Usta”nın ima ettiği gibi:

“Bu ellerimizle, bu ayaklarımızla, bir şeyler yapamaz mıyız? Tırnaklarımızla oyamaz mıyız anlamsızlığı? Bir yol açamaz mıyız bir metre ötesine?”

Çoğu insanın çaresizliğe iltica ederek içinde boğduğu bir soruyu dillendiriyor Usta.

Çok uzağında durduğumuz ellerimizi ve ayaklarımızı gösteriyor bize.

İçten içe büyüyüp ağırlaşan “Ne yapmalıyım?” sorusunun somut cevabına dönüşüyor ellerimiz ve ayaklarımız.

Kâh, en hassas yerlerinden kavrayarak kelimeleri öz yurtlarına taşıyoruz. Kâh, çaresizliği döven bir yumruğa dönüşüyor ellerimiz.

Ayaklarımız kimi zaman anlamın miracına yükselirken, çoğu zaman da haykıracak zemini yoklar tabanlarında.

“Ne yapmalıyım?” sorusu, hep ellerimize ve ayaklarımıza yakın durarak, birlikte haykırışlarla ve biriktirdiğimiz sessizliği bağırmakla cevap bulacaktır.

Lakin bir okusak, yazsak, bir düşünsek, sussak ve bir bağırsak. “Usta”nın diliyle “Bir Yazarın Notları”na yaslanarak:

“Kör bağırsak, ince bağırsak, kalın bağırsak; şöyle bağırsak, böyle bağırsak, ordan bağırsak, burdan bağırsak; o ülkeden bağırsak, bu ülkeden bağırsak, o taşın üstüne çıksak bağırsak, bu çatıya çıksak bağırsak; ölü evinden bağırsak, düğün evinden bağırsak; kuyulardan bağırsak, burçlardan bağırsak: BAĞIRSAK Bayım!” (Nuri Pakdil)

İnsan oluşunun imkânlarını sonuna dek kullananlara merhaba!

 

 

TecnoWeb EDY © 2002 - 2016 Hata Bildirin | Yasal Uyarılar | eMail Kayıt | Mobil Cihazda Aç +90 532   291 7896