EDY

Edebiyat Dergisi
Yayınları

N. Pakdil
♦ Kitaplarımız
Baskısı Bulunanlar
Baskısı Tükenenler
♦ Nuri Pakdil
Nuri Pakdil
Bir Biyografi Denemesi
♦ Edebiyat Dergisi
Edebiyat Dergisi
Dergi Sayfalarından
Dizin (1969-1984)
♦ Edebiyat Dergisi Yayınları
E.D.Y. Hakkında
E.D.Y. Kataloğu
Tüm Kitaplar
♦ Değiniler/Seçilenler
Değiniler
Seçilenler
♦ Satış Noktaları
Kitapçılar
Online Satıcılar
♦ İletişim
İletişim Bilgileri
İletişim Formu
♦ Mesaj Panosu
Mesajları Oku-Oyla
Mesajını Ekle
 
İçerik Sorumlusu
İdris HAMZA
Internet İlk Yayım Tarihi
3 Kasım 2002
 
“Umut” kelimesi yerine “Türkiye” adını yazsak yeridir. (Batı Notlar, s.45)

Değiniler

63 Kişi Online
28 Haziran 2017 Çarşamba 18:45:17

 

Edebiyatla Gönenmek

Fikret Göynük

8288. Gösterim
Yeni Devir Gazetesi, 2 Aralık 1977

Edebiyat dergisinin Kasım sayısı geniş bir alanı doldurmuş, masamda. Zaten geniş oylumluydu ya daha da büyümüş bu ay. Sanki yürek coğrafyamızdaki kanamış bölgelerin çokluğunu bildi de o artırdı sayfalarını; o da büyüdü. Yaralarımızı çokça kapayabilmek için Edebiyat daha da büyüdü. Düşünülmeli ki nice savaşımlar, boğuşmalar, ezilmeler sürecinde çürüdü - insan kişiliği. O kan dökenlerin ardından, içimizin göz göz olmuşluğunu ne ile düzleyeceğiz? Ne ile onaracağız, örteceğiz? Nuri Pakdil, “İpi kopmuş deve gibi ortalıkta dolaşıyor çağ. Bu çağı tutmalı, bir yere, sağlam bir yere bağlamalı” demişti. Diyeceğim, sanat da edebiyat da o “bağ”ın ucundan tutabilmek için, kavrayabilmek için var olan eller olmalı. Sanat da edebiyat da o bağla insanı birbirine kavuşturabilmek için kullanacağımız ellerimiz olmalı.

Edebiyat’ı her okuyuşumda bir kımıltı duyarım yüreğimde. Bir kıpırtıyı kuşanırım, yaralarım onmuştur. İnsanların göğsüne Edebiyat takmaya kalkıyorum. Tanık olduğum tüm yaralara Edebiyat yapıştıracağım.

Yolda karşılaştığımız ilk kişiye şunu soramaz mıyız? “Kuşkusuz bugün de yeni bir çıban eklenmiş olmalı beyninize, değil mi bayım? Öyle ise Edebiyat okuyun, düşünürsünüz. Çıbanlar dökülür bir bir düşününce. Yakında doktorlar da bunu öğütleyecekler. Yazarlar ve sanatçılar ise çağımızın en saygın doktorlarıdır”.

Edebiyatın bu sayısı yoğun bir biçimde “gerilla” kokuyordu. İnsanların omuzlarında zulme uğratılmanın, bir ezince uğratılmanın kanı durdukça gerillalar da silinmeyecek gündemden. Gerilla da Filistin eyleminin, direncinin simgesi çağımızda. Nuri Pakdil, Edebiyat’ın bu sayısındaki “Karabasan” başlıklı yazısında gerillayı konuşturuyordu. Yazar, insanlığın bir şeyle sıkıştırıldığını vurguladıktan sonra, gerilla çıkışının nedenini şöyle anlatıyordu.: “Batı toplumunun, Batı uygarlığının sayrılıklı halinden çıkmadı mı ortaya bunlar, gerilla ile korsan? Bir bakıma anamalcılığın, sömürünün, baskının, soykırımının bir sonucu olarak da bakılamaz mı bunlara?”

Batı’nın hışmında linç edilen insanın şaşkınlığından doğuyor gerilla. Ölümü durdurmak için onu üretenleri susturmak mı gerekiyor? Onu yapıyor gerilla. Ne ki ardı da gelmiyor işte ölümün. Bu nedenle yüreğinden tutmalı insanı. Onu “yüreğinden tutamadınız mı kayıp gidiyor elinizden, cehennemini büyütmeye”.

Önemli olan, karşı konulması gereken gerillanın öldürmesi ya da gerillanın öldürülmesi değil, genel durumda insanın öldürüldüğüdür. İnsan iç yaşamından sürgün edilmekle, ölümün ülkesinde değil mi zaten? İnsanı, dışından vuranlara karşı konulmadan önce, içimizin öldürmenleri soruşturulmalıdır. Bu durumu, yazının sonlarında şöyle betimliyor Nuri Pakdil: “Öyle ya da böyle, öldürülen ‘insan’ değil midir? Nasıl olursa olsun insanın öldürülmesi karşısında duyarsızlaşmak, insanın gide gide Tanrısızlaştığını da vurgulamıyor mu?”

...

 

 

TecnoWeb EDY © 2002 - 2016 Hata Bildirin | Yasal Uyarılar | eMail Kayıt | Mobil Cihazda Aç +90 532   291 7896