EDY

Edebiyat Dergisi
Yayınları

N. Pakdil
♦ Kitaplarımız
Baskısı Bulunanlar
Baskısı Tükenenler
♦ Nuri Pakdil
Nuri Pakdil
Bir Biyografi Denemesi
♦ Edebiyat Dergisi
Edebiyat Dergisi
Dergi Sayfalarından
Dizin (1969-1984)
♦ Edebiyat Dergisi Yayınları
E.D.Y. Hakkında
E.D.Y. Kataloğu
Tüm Kitaplar
♦ Değiniler/Seçilenler
Değiniler
Seçilenler
♦ Satış Noktaları
Kitapçılar
Online Satıcılar
♦ İletişim
İletişim Bilgileri
İletişim Formu
♦ Mesaj Panosu
Mesajları Oku-Oyla
Mesajını Ekle
 
İçerik Sorumlusu
İdris HAMZA
Internet İlk Yayım Tarihi
3 Kasım 2002
 
Tek engelin, kirli mülkiyet olduğunu görüyorum. (Bir Yazarın Notları II, s. 45)

Değiniler

11 Kişi Online
15 Aralık 2017 Cuma 00:47:28

 

Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş

Ramazan Tunç

3396. Gösterim
Yeni Devir Gazetesi, 13 Ağustos 1977

xEdebiyat dergisinde, Nisan 1977 sayısında yayımlanan Nuri Pakdil’in bir oyunu Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş. Oyunun, “Ön oyun yerine düş görenlere yorum alıştırması” bölümü ile okunduğunda hiç de öyle anlaşılması güç değil. Alışılmışlığın dışında, orijinal yazını, yeniyi, mükemmeli severim. İlginçtir alışılmışlığın dışında söylenen ve yazılan. Zaten doğurgan sanatçı, kendini sürekli yenileyen değil midir? Biçimde olsun, özde olsun. Biçim özü de belirler aslında. Öz de biçimi. İrdeleyelim oyunu.

YER: Mezbaha. İnsanın putlaştırıldığı ölçüde yine insana olan acımasız kıyım, mekânı mezbahaya dönüştürmez mi?

ZAMAN: Belirsiz, soyut olarak algılıyoruz biraz da. Gizemliliğiyle kuşkusuz yekparedir zaman. Saniyelere, dakikalara, saatlere biz bölmüşüz onu. Bir tiyatro dekoru çizgileriyle zaman, “Evren bir tiyatro sahnesidir” diyor Eflatun. Aynı oyunu oynamaktadır zaman. Ama ayrı biçimde ayrı olgularla bileniyor değil mi?

KİŞİLİKLERİ, GİYSİLERİ: Bir bay, bir bayan, tanık. Konuşturuluyorlar. İçiçe bir evren sergileniyor önümüze. Kimliksiz, vurdumduymaz, kimi yerlerde özgürlükçü kişilikler. Bazen de umutlu (aslında umutsuzlar) örneğin, maviye tutkun, yaşatma sevinci değil de yaşama sevinci psikolojisi içindeler. Bay, ne denli mavi bir evrende konumunu alıyorsa bayan da bir kelebektir kendi konumu içinde. Yaşlılarsa unutmuşlardır gülmeyi. Yaşlılık ve ölüm psikolojisinden çok, ölen ve öldürenlerin kendilerinin arkada bıraktığı anne ve babalarının acıma duygularını paylaştıklarından gelen bir karamsarlıktır. Böyle bir anlam vurgulanmaktadır sanımca. Kanıtlayayım düşüncemi oyunda geçen bir konuşmayla:

“ÇOK YAŞLI BİR KADIN - Parmaklarıma sinmiştir ağıtları: Zaten ben gülmeyi hiç bilmedim: Hem doğurdum hem de tanık oldum: Ağıtlar birbirine ulana ulana geldim bu güne: Dün de duydum: Görüyor musun beni?

ÇOK YAŞLI BİR ERKEK - Görüyorum, ama konuştuğuna göre yaşıyorsun.

ÇOK YAŞLI BİR KADIN - Eskiden böyle söylemezdin.

ÇOK YAŞLI BİR ERKEK - Bağışla: Ben tek başıma sen de tek başına yanıtlayacaksın soruları.

ÇOK YAŞLI BİR KADIN - Tanığım da olmayacak mısın?

ÇOK YAŞLI BİR ERKEK - Herkes tanığı olacak birbirinin.

ÇOK YAŞLI BİR KADIN - Ana olmak kolaydı: İyiydi de: Zorlaştı sonra: Durdu: Birini gömdüler mi bir yanımı da gömerlerdi.” (1)

Oyun, birbirini izleyen, biri diğerini tamamlayıcı nitelikte iki tabloyla düğümleniyor. Vurgular belirginleşiyor daha da. Öldürenlerin ve öldürülenlerin sayısının çoğaldığını, çağın yoğun bir karanlığa girdiğini algılıyoruz. Karanlık yitiriyor düşünceyi. Özgürlük de bir kelebek olup uçuveriyor. Sorun bir Tanrıtanımazlık sorunudur aslında. Tanrıyı tanımayan insan makinayı ya putlaştıracak, ya da kendini öldürecektir. Ölenlerin sayıları her gün çoğalmaktadır. Öyle ki kentler birer gömüt olacaklardır. Buna benzer daha çok vurguları okuyoruz. Kalbimin üstünde bir avuç güneş’te.

Çağımız insanının düştüğü ilenci, güncel olgularla bir diyalog biçiminde veriyor Nuri Pakdil. Kişilikçi anlatımıyla salt düşünceyi İslâmî perspektiften yorumlamayı ustalıkla başaran günümüz düşünürüdür Nuri Pakdil. Edebiyat dergisinden yararlanacağımız çok şey var kuşkusuz.

(1) xEdebiyat, Nisan 1977, Sayı: 38-27.

 

 

TecnoWeb EDY © 2002 - 2016 Hata Bildirin | Yasal Uyarılar | eMail Kayıt | Mobil Cihazda Aç +90 532   291 7896