EDY

Edebiyat Dergisi
Yayınları

N. Pakdil
♦ Kitaplarımız
Baskısı Bulunanlar
Baskısı Tükenenler
♦ Nuri Pakdil
Nuri Pakdil
Bir Biyografi Denemesi
♦ Edebiyat Dergisi
Edebiyat Dergisi
Dergi Sayfalarından
Dizin (1969-1984)
♦ Edebiyat Dergisi Yayınları
E.D.Y. Hakkında
E.D.Y. Kataloğu
Tüm Kitaplar
♦ Değiniler/Seçilenler
Değiniler
Seçilenler
♦ Satış Noktaları
Kitapçılar
Online Satıcılar
♦ İletişim
İletişim Bilgileri
İletişim Formu
♦ Mesaj Panosu
Mesajları Oku-Oyla
Mesajını Ekle
 
İçerik Sorumlusu
İdris HAMZA
Internet İlk Yayım Tarihi
3 Kasım 2002
 
Tanrı'ya ulaşan yolu tıkayan tüm engelleri kaldırma olarak algılıyorum sanatın işlevini. (Bir Yazarın Notları II, s. 27)

Değiniler

104 Kişi Online
28 Haziran 2017 Çarşamba 18:55:06

 

İyice Anlaşılması Gereken

Erdal Çelik

2729. Gösterim
Milli Gazete, Sanat, 20 Kasım 1978

Çağımızın belirli özelliklerinden biri de olumsuzluklarla dolu oluşudur. Bu olumsuzluklar içinde iyice bunalıyor insan. Aralarında “Kalın, etli” duvar olmayan iki kişi, İki komşu, iki sevgili yok gibi. Herkes kendi cehennemini yaşıyor.

Nuri Pakdil, Biat II adlı kitabında: “Gittikçe kararan bir vadide toplanıyor gibiyiz”, der. Çağımızın bu olumsuzluğunu, insanlıkdışılığını düşündükçe anladıkça, duydukça korkuyor insan. Evimiz, sokağımız, işyerimiz hep bu olumsuzluklarla dolu. İnsandan önce, insanın düzenlerle kanunlarla, bunların olumsuzluklarıyla kirlenmiş, sonunda da, zulüm aracına dönüşmüş kimliğiyle karşılaşıyoruz insanın. Bu da, olumsuz öfkeli, tedirgin etmeye yetiyor onu. İnsan, çağımızda, hiçbir ilişkisinde, davranışında kendini vermiyor, biçimsel, içeriksiz birtakım “karşılamalara”. Sonuç da, “ölçülü” olmaya götürüyor bizi. İnsan, bu “karşılama”nın, “yeterli olma“nın sınırından dışarıda değil mi? Niçin kendini sunmuyor, açığa çıkartmıyor, daha da korkuncu, kendini açığa çıkartamıyor insan?

Gönümüzdeki kanunlar uygulama alanındaki düzenler, sürekli, insanı sömürüyor da ondan. İnsan, gide gide, bu kanunlarla düzenlerle özdeşleşiyor da ondan. Bütün bunların sonucu, kendisinin de, insanı sömüren bu düzenlerle özdeşleştiğini, onların bir aracı durumuna düşürüldüğünü ayrımsayamıyor da ondan.

Bir şeyi iyice anlamamız gerekiyor: Dünyanın her yerinde insan sömürülüyor. Makineyi doymazlığının aracı olarak kullanan, dahası, insanı, makinenin bir aracı olarak gören insanın emeğini hiçe indirgeyen yığıcıların “iştiha oligarşisi” sömürüyor insanı. Sürekli kâr yasasının işletildiği bir toplumda iştihaların kabartıldığı bir toplumda, insan anlamsız bir “şey” oldu. Duyulmaz oldu insan.

Anamalcı düzen insanı sömürüyor da, marksizm sömürmüyor mu? Marksizm de anamalcı düzenin, sömürü düzeninin bir türevidir en sonu. O da, sömürüyü sömürerek varoluyor. Kinle dolduruyor insanı.

İnsanın olumsuzluğu, çağımızda en başta, bu düzenlerden kaynaklanıyor. Bu düzenlerin emrinde çalışan, insanı kendine bırakmayan hızlı iletişim araçlarından kaynaklanıyor. İnsanı bu araçların etki alanı dışında tanımaya çalışmak oluyor en azından, onun olumluluklarını, iyi yanlarına açığı çıkarmak. Sürekli vurgulanması gereken bu.

 

 

TecnoWeb EDY © 2002 - 2016 Hata Bildirin | Yasal Uyarılar | eMail Kayıt | Mobil Cihazda Aç +90 532   291 7896