EDY

Edebiyat Dergisi
Yayınları

N. Pakdil
♦ Kitaplarımız
Baskısı Bulunanlar
Baskısı Tükenenler
♦ Nuri Pakdil
Nuri Pakdil
Bir Biyografi Denemesi
♦ Edebiyat Dergisi
Edebiyat Dergisi
Dergi Sayfalarından
Dizin (1969-1984)
♦ Edebiyat Dergisi Yayınları
E.D.Y. Hakkında
E.D.Y. Kataloğu
Tüm Kitaplar
♦ Değiniler/Seçilenler
Değiniler
Seçilenler
♦ Satış Noktaları
Kitapçılar
Online Satıcılar
♦ İletişim
İletişim Bilgileri
İletişim Formu
♦ Mesaj Panosu
Mesajları Oku-Oyla
Mesajını Ekle
 
İçerik Sorumlusu
İdris HAMZA
Internet İlk Yayım Tarihi
3 Kasım 2002
 
Çok şükür, insanı, asa asa tüketemediler daha. (Korku, s.33)

Değiniler

30 Kişi Online
20 Ekim 2017 Cuma 02:11:50

 

Umut’un Düşündürdüğü

Ali Başoğlu

6063. Gösterim
Yeni Sanat Dergisi, Mayıs 1974

1969 dan beri Ankara’da çıkmakta olan xEdebiyat dergisinin yöneticisi Nuri Pakdil’in, dergi yayınları arasında yeni yayınlanan oyunun adı: Umut. Yazarın bundan önceki kitaplaşmış eserleri, Batı Notları ve xBiat’dı.

xEdebiyat’ın ilk sayılarında gördüğümüz tek perdelik oyun denemelerinden sonra Nuri Pakdil’in iki bölüm, sekiz tablolu yeni oyunu Umut’un birden bire yayımı bir sürpriz etkisi yaptı. Nuri Pakdil; şiir, hikâye, deneme, eleştiri, günlük, gezi notları, tercüme ve tiyatro türlerinde olmak üzere çok yönlü çalışmaların sahibi. Pakdil’in bugüne kadarki en belirli özelliği, durmadan dinlenmeden edebiyatta yenilik peşinde koşmuş olmasıdır. Yirmi dört saatiyle edebiyat adamı olduğu intibaını vermesine rağmen, bu tarafıyla şimşekleri sözlü-yazılı üzerine çekmektedir. Anlaşılan Pakdil, yerli edebiyatımızın Ataç’ı olmayı dilemektedir. Yetişen yeni sanatçılarımızı kendi zevk ölçüsü ve sanat anlayışı ile şartlamak istemekte ve bu özelliği de Edebiyat dergisine iyice yansımaktadır. O da Nurullah Ataç’ta olduğu gibi, kendine göre yenilikler yapmakta, fakat yine onun gibi yapıp ettiklerinden hesap vermeğe yanaşmamaktadır. Sanki sadece canı öyle istediği için öyle yapmaktadır. Hele yeni yeni gelişmekte olan yeni edebiyatımız için, yapılanlar kadar niçin yapıldığının da açıklanmasına ihtiyaç vardır. Büyük usta Necip Fazıl’ın Poetika’sı “Arı bal yapar, fakat balı izah edemez.” cümlesiyle başlar. Ama bir eleştirmen meydana gelen eseri açıklamak zorundadır. Sanatçı Pakdil’in eserini de, eleştirmen Pakdil açıklamakla yükümlüdür. Ben ne yaparsam iyidir, doğrudur, güzeldir, haklıdır tavrı bırakılmalıdır. Kimse sorumluluktan kaçamaz. Eğer insan yalnız kendisi için yaşamıyorsa tabiî. İnsan hele hele bir cephe adına çıkış yapıyorsa doğacak bazı sonuçların vebâlinden korkmalıdır. Bu sözleri söylemeyi, bana Nuri Pakdil’in dil ve sanat tutumu hatırlattı.

Umut, allegorik, soyut bir oyun. Evrensel nitelik vermek istemiş yazar oyununa. Simgelerle anlatma yolunu seçmiş Umut’ta.

Nuri Pakdil, dünya görüşünün tersine bir tutumla, çok katı anlamda “fertçi” bir yazar. Ve çok batı kokuyor yazdıkları. Fertçilik de bir batı özelliği zaten. Türk iklimi hemen hiç yok eserinde. Denemelerinde daha açık seçik olan dünya görüşü Umut’ta varla-yok arası. Bir Türk yazarına ait olduğunu nereden bilebilirsiniz bu kitabın?

Soyut edebiyata karşı çıkanlar, en çok Pakdil’in yazdıklarında bulabilirler, bu anlayışı suçlama için işlerine yarayacak unsurları. Anlaşılan bir kâbus atmosferinde yazabiliyor Pakdil, yalnızca. Kendi realitemizle pamuk ipliğiyle bağlı bir soyutçuluk onunkisi. Bu bakımdan eski sanatlarımızdaki kanlı-canlı olanla sımsıkı ilgili ve aydınlık soyut anlayışla o’nun yazdıkları arasında bir münasebet kurulamaz. İslamcı perspektifle çağdaş bunalım edebiyatı Pakdil’in eserinde hastalıklı bir bileşim meydana getirmiş. Oysa bizim, daha yerli, daha dinç ve gürbüz eserleredir ihtiyacımız. Cılız bir sesle, sayıklamayla uyandırılamaz çağın insanı. Zarifoğlu’nun Yedi Güzel Adam’da “Söylediklerimi anlamayacaksın” diye nitelediği halde bugünkü insan.

Umut’u okurken Ionesco’nun tiyatro eserlerini hatırlamadan edemiyorsunuz. Biraz da Camus’nünkileri. Ionesco’nun eserleri batının kendi uygarlık ve sanatının bir yeni merhalesidir, ama durum bizim için çok farklı. Bu fark da en az bugünkü batı ile İslâm uygarlığı arasındaki fark kadar olsa gerek.

Yazarın oyundaki anahtar kelimesi : “düş”. “Tutunmak için düş kurmaktan başka olanağımız” yok mu? Bu, tam bir gerçeklerden kaçış psikolojisidir.

“Hep bir kelime var dilimin ucunda söylemek istediğim! Yapışmış kalmış orda. Düşmüyor ki.” (s. 20) Bu cümleler bence N. Pakdil’in sanatını çok iyi izah ediyor.

Umut’un yazarı, oyunda aksiyonu sağlamak için kişilere o kadar çok (talimat) vermiş, o kadar müdahalede bulunmuş ki, hepsi de yazarın elinde cansız birer kuklaya, robota dönmüş. Piyesi adeta çekim senaryosu haline getirmiş. Üstelik kişilerin üslûbu hemen hemen birbirinin aynısı. Hepsi de yazarın ağzı ile konuşuyor. Oyunda tek kelimelik diyaloglar çoğunlukta. Yalnız, kişilere söylettiği şiirlerde onların seviyelerini dikkate almış. (Yazarın Ionesco’da olduğu gibi yabancılaştırma ve mekanik bir tesir elde etmek için kukla tiyatrosundan faydalandığı akla gelebilir. Öyle olsa bile bunun için romen asıllı Fransız yazarı Ionesco’ya gitmesine ihtiyaç yoktu. Onun sanatını da etkileyen, yerli tiyatro kaynağımız Karagöz yanıbaşında dururken.)

 

 

TecnoWeb EDY © 2002 - 2016 Hata Bildirin | Yasal Uyarılar | eMail Kayıt | Mobil Cihazda Aç +90 532   291 7896